Haber

Akbelen Ormanı’nda Nöbet Tutan Köylüler ve Çevreciler Mayın Kesmeye Direndi

Haber: SERCAN EMRE IKE – Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

Akbelen Ormanı’nı korumak için nöbet tutan köylülerden Naime Yorulmaz, “2 yıldır buraya gidiyoruz. Evden çıkıp çalışıyoruz burada bekliyoruz. Neden bizi buradan çıkarıyorlar? Bu bizim yerimiz, burası onların değil, bırak gitsinler, istemiyoruz, istemiyoruz, “Bu jandarmaları bize karşı koyanları istemiyoruz, gitsinler buradan” diye konuştu. Avukat İsmail Hakkı Atal ise YK Enerji’nin “verdiği zarardan” dolayı dava açacaklarını belirterek, “Bu şirket hakkında kamu düzenini bozmaya yönelik terör faaliyetinden suç duyurusunda bulunmayı planlıyoruz. Anayasa’nın 3. maddesinde “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” yer almaktadır.

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy mevkiindeki Akbelen Ormanı’ndaki maden sahasını genişletmek amacıyla yapılan ağaç kesimi yedinci gününde devam ediyor. İkizköy halkı ve çevreciler kesime karşı nöbetlerini sürdürüyor.

İkizköylü Naime Yorulmaz, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Bu çamlar kesilsin, bu topraklar alınsın. Biz burada 4 yıldır uğraşıyoruz. Biz burada nöbet tutuyoruz” diyerek vatandaşlara çağrıda bulundu. gün boyunca. 2 yıldır buraya gidiyoruz. Evimizi, işimizi bırakıp burada bekliyoruz. Neden bizi buradan çıkarıyorlar? Burası bizim, burası onların değil. Bırak gitsinler. Onları istemiyoruz. Onları istemiyoruz. Bu jandarmaları önümüze dikenler onlardır. Burası bizim, burası onların değil. Buradan gitmelerini istemiyoruz” dedi.

Çevre Hukukçusu İsmail Hakkı Atal, Türkiye’de iç hukukun bittiğini, işlemediğini vurgulayarak, “Mahkemeler varmış gibi davranıyorlar, kendilerine verilen yolu izliyorlar. Kanunları, kanunları, Anayasa’yı uygulamıyorlar. Bu ormanın korunması için dava açmamıza bile gerek yok.Dünyanın hiçbir anayasasında olmayan bir hükmümüz var.Anayasa’nın 169. maddesi ‘Devlet ormanlarına zarar verecek hiçbir işleme izin verilmez’ diyor. .’

“ADALET BAKANLIĞI ÖNÜNDE CEPİMİ YAKACAĞIM”

Anayasa’daki hükme rağmen maden sahasına yapılan kesintilerin durdurulması için dava açtıklarını kaydeden Atal, “Suç işleyen bir bilirkişi heyetinin yalan ihbarı üzerine yürütmeyi durdurma kararını kaldırdılar. buraya gelip ormanı kestiler bu orman gittikten sonra burada mayın açılsa gidip adliyenin önünde cübbemi yakacağım ey halkım hukuk bitti diyeceğim. Yargıdan, mahkemeden boşuna yardım beklemeyin, kendinize iyi bakın’ dedi.

Türkiye’nin geldiği nokta bu. Uluslararası hukukta yapacak işlerimiz var. Nihat Özdemir, İbrahim Çeçen ve Orman Genel Müdürü hakkında insanlığa karşı suç işlemekten Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne suç duyurusunda bulunmayı planlıyoruz. Adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle AİHM’ye başvurmayı düşünüyoruz. Şu an iç hukukta tarihe not düşecek bir şey yapılmayacağını biliyorum, Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağım. İklim krizi, gıda kıtlığı, sel, heyelan, sıcak hava dalgası gibi doğal afetlerin yaşandığı bu dönemde, Anayasa’nın 3. maddesinde yer alan ‘devletin ülkesi ve milletiyle ayrılmaz bütünlüğü’ kavramı fiziki sınırlar olarak algılanamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Fiziki sınırları içindeki doğal, kültürel ve ekolojik varlıkların tümü olarak algılanmalıdır.

YK Enerji’ye ait termik santrallerin madenden elde edilen ticari kazancın 100 katı kadar halka zarar verdiğini belirten Atal, “Bu termik santraller faaliyete geçtiğinden bu yana 68 bin kişiyi öldürdü. Bu süreçte öldürdükleri insanlar, yaptıkları sağlık harcamaları. sebep olduğu, 200 bin dekar tarım arazisi ve bu şirketi Anayasa’nın 3. maddesinde yer alan “devletin ülkesi ve milletiyle ayrılmaz bütünlüğünü” ortadan kaldırmaya yönelik terör faaliyetinden, zeytinlik ve zeytinlikleri yok edeceğinden şikayet etmeyi planlıyoruz. Yıllık 5 milyar dolar turizm geliri olan Bodrum’un su kaynakları da su kaynaklarıdır” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu